İlahiyat Akademyası ve Bilcümle Dinî Retoriğin Serencamı
Başlamadan şunu ifade etmeliyim: Başlıkta "tebliğ" yerine özellikle "retorik" kavramını kullandım ve onu belağatin karşılığı olarak değil, daha çok güncel manasında kullandım: Süslü, tumturaklı; lakin samimiyetten uzak laflar/hitaplar...
(Bi'l-münasebe: Belağat,i ve tebliğ kavramlarının köklerinin aynı olması, aralarında mana cihetiyle de irtibat bulunması bahs-i diğer...)
İmdi, bana "Yazar, son paragrafta ne demek istiyor/kimi kastediyor?" diye sorsanız cevaben derim ki:
Yazarın tam olarak ne demek istediğini/kimi kastettiğini bilemem. Zira "muradu'l-mutekellim"i aksi iddia edilemeyecek yakinlikte tesbit etme iddiasında bulunmak, insan olmaklığımızla örtüşen bir tavır olmayacaktır. Lakin anlatılanların benim nazarımda neye karşılık geldiğini söylebilirim. Şöyle ki:
Kanaatimce son paragrafın çizdiği manzaranın baş aktörleri, başta ilahiyat akademiyası olmak üzere tüm dinî "retorisyenler"dir. (Bu arada böyle bir kelime/kullanım var mı, bilemiyorum. Yoksa da uydurmuş olayım.) Evet, temelde Kur'an olmak üzere dini söz konusu etmek ile "öz konusu" etmek ya da yazarın dediği şekliyle dile getirmekle dile düşürmek ayırımında bizim yaptığımız, sadece söz konusu etmek ve dile düşürmektir. (Söz konuusu ifadeleri okuyunca şimdilik zihnime düşenleri karalamaya çalıştım. Münasip-müstakbel bir vakitte meramımı beyan etmeye devam etmek niyetindeyim biiznillah...)
Yorumlar
Yorum Gönder