Hayâl idi, gerçek oldu!
Yukarıdaki satırları okuyunca bir hayal tuttu beni. (Evet, ben onun tutmadım.) Hayâlen insanları (onları yani) süzdüm; sözlerini, davranışlarını... Niye böyle yaparlar, diye fısıldadım içimden. Sonra satırların anlattığı özelliklerle birebir örtüşen birisi düştü zannıma. Hayâlimdeki zannıma yani… Hem acıdım hem kızdım.
Karşıma aldım ve cümleleri,
yazıldığı gibi tane tane okudum. Oralı olmadı. Garipsedim. Sonra doğrulup ona
döndüm yüzümü. Ses tonumu da biraz yükseltip “Birileri…” diye başladım üçüncü
çoğul şahıs kipiyle okudum. I Iıh, tınmadı. Şaşırdım cidden; nasıl anlamaz;
fark etmez, diye. İçimden “Son şansın bak; anladın, yola geldin; geldin,
değilse…” diyerek üçüncü sefer; ama ikinci tekil şahıs kipiyle “Sen…” diye okumaya
geçtim. Tabi çok daha gür bir sesle, her hecesinde “Sana söylüyorum!” hissini
vermeye çabalayarak… Baktım, muhatabım ıslık çalıp havaya bakıyor, hiç mi hiç
oralı değil. Bu kadarı da olmazdı ki…
Nefsim, küplere bindi; tekebbüre
indi. Bütün gücümü toplayıp okkalı bir tokat aşk ettim yüzüne muhatabımın. Parmaklarımın
onun yüzüne değmesiyle gözümde bir şimşek çaktı, ateş olup içimde düştü. Sonrası karanlık… Aydınlığa uyandığımda parmaklarımın izi suratımdaydı hâlâ… Muhatabım ise kıs
kıs gülmekteydi bana. Meğer “Ben…” diye okumalıymışım. Okumalı değil sadece, yaşamalıymışım!
Hayâl idi, gerçek oldu!

Yorumlar
Yorum Gönder