Muhabbet (el-Hubb)

 Arapça'da "sevgi"yi ifade etmek amacıyla kullanılan elliden fazla kelimenin mevcut olduğu söylenmektedir. (Bkz. İbn Kayyım, Ravdatu'l-Muhibbîn...) Bu geniş kavram skalası içerisinde en geniş kullanıma sahip kök-kelime ise şüphesiz  "حبّ - محبّة"tir. İkincisi, Türkçe'de de yaygın bir kullanıma sahiptir ve "muhabbet" şeklinde telaffuz edilmektedir.

   Kur'an-ı Kerim, direkt "sevgi" ile alakalı olan üç kelime kullanmaktadır: "حبّ - محبّة" (hubb-muhabbet), "ودّ - مودّة" (vudd-meveddet) ve "ألفة - تأليف" (ülfet-te'lîf)... Bu kavramların Kur'an'daki kullanım sıklığı, tüm türevleri dikkate alındığında sırasıyla şöyledir: 83, 28 ve 5. Burada da "حبّ - محبّة", açık ara öndedir☺

   Peki nedir muhabbet? Sanırım muhabbetin en sade tanımı şudur:

   "Güzel"i beğenmek sonra da ona meyletmek...

   Muhabbet, ilahî bir nimettir, tüm nimetlerin temelidir. Buna yaradılış-varoluş nimeti de dâhildir.

   İnsanî açıdan düşündüğümüzde "muhabbet"in hayatımızdaki en temel saik olduğunu fark ederiz. Zira tüm eylem-söylemlerimizin temel motor gücü, muhabbettir. (Sevmek, istemek, ...) Herhangi bir "şey"i sevdiğimiz (istediğimiz) için yapar-söyleriz. Ya da sevmediğimiz (istemediğimiz) için yapmaz-söylemeyiz. (Tersinden muhabbet!) Korku-güven duygusu da bu çerçevede düşünülebilir.

   İnsanın bu en temel ve harekete geçirici duygusu, onu terbiye etmede de etkili bir tarzda kullanılabilir. Kullanılmalıdır. Nitekim, cihan ve hayat-şümûl terbiye kitabımız Kur'an'da Allah Teâlâ, bu anlamda bize örneklik sunmaktadır. Hem de zatının muhabbetini ortaya koyarak: "... إنّ الله يحبّ" (Allah, ... sever.) ve bunun tersi "... إنّ الله لا يحبّ" fermanlarından bahsediyorum. Orada Allah Teâlâ, sekiz tutum/davranış modelini "sevdiğini" müjdelemekte, ilgili davranış modellerini O'nun sevgisine mazhar olmak isteyenlere hedef göstermektedir. (Muhsin, Muttaki, Muksıt, Mutatahhir, Tevvâb, Sâbır, Mutevekkil, Mucahid fî sebîlillah) (Bkz. A. Özcan, Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın Sevdiği İnsan Tipleri) Buna karşılık Allah Teâlâ'nın, ciddi bir uyarı olarak "sevmediğini" ilan ettiği tutum/davranış modelleri de bulunmaktadır. (Onlar da görebildiğim kadarıyla on ikidir: Mu'ted (معتد), Fesâd-Mufsid, Keffâr-Kâfir-Kefûr, Esîm (أثيم), Zalim, Muhtâl (مختال), Fahûr (فخور), Hâin-Havvân (خوّان), Cehr bi's-su' (Açıktan kötülük yapan), Musrif, Mustekbir, Ferih (فرح: ikbal sarhoşu, tüm mutluluğunu dünyalıklara harcayan, başka mutluluk kaynağı olmayan))

   Yukarıdaki davranış modellerini tek tek açıklayacak değilim elbette; fakat şunu söylemeliyim: Yukarıda işaret edilen ilahî fermanların müşahhaslaşmış hali, mükemmel bir şahsiyettir.

******

   Aslında yukarıdaki ifadeleri yeniden düşünüp yazmama vesile olan, Allah Teâlâ’nın Hz. Musa’ya hitaben buyurduğu şu hakikattir: “وألقيت عليك محبّة منّي : (Ey Musa,) sana kaynağı zatım olan bir muhabbet (e mazhariyyet) bahşettim.” (Tahâ, 20/39) “وألقيت عليك محبّة منّي”... Ne kadar tatlı bu semavî tabir, ne kadar hoş!.. O kadar tatlı ki vird edinesim geliyor. Aynı zamanda hem hakikat hem muazzam bir belağat... Düşünsenize, Allah Teâlâ, “muhabbetten bir elbise” halkedip Hz. Musa’ya giydiriyor ve onu, onun can düşmanına bile sevdiriyor! Muhteşem!..

“Muhabbet hil’atı”nı giydirip sevdirme hakikati, her ne kadar, Kur’an’da Hz. Musa özelinde ifade buyruluyorsa da aslında bu nimet umumîdir. Söz konusu nimete mazhar olan nice bahtiyar kul vardır. Görmediğimiz halde muhabbet beslediğimiz şahsiyetleri hatırlamak, bunu anlamak için kâfi gelir zannederim. Hem aynı zamanı paylaştığımız insanlar (çoğu kez aynı mekânı paylaşmasak da) için de geçerlidir bu hakikat. Tanıyıp da tanıdığımız diğer insanlardan farklı olarak derin muhabbet duyduğumuz şahsiyetler yok mudur, mesela. O zata, “muhabbet hil’atı” giydirilmiş ki... Muhabbetimizin pusulasına/frekansına ona göre ayar verilmiş ki gönlümüzdeki derin muhabbet zuhur etmiş. Başka açıklaması olabilir mi?

 

 

 

    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nazarı(nl)a Layık Eyle Efendim! (sallallahu eleyhi vesellem)

Sorgusuz Sualsiz Sorgulamak

O'ndan Ümitliyim. Sadece O'ndan!..