Diyalektik Anlatım Tekniği: “فَنقَلَة = Fenkale”
Bilenlerin bildiği gibi (Ya bilmeyenler? Onlar da öğreniversin canım 😊 ) Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetleri, muhataplarından gelen çeşitli sorulara cevap teşkil etmek üzere indirilmiştir. Ayetlerin çoğunun ise böyle vaki/gerçekte sorulmuş bir soru olmadan nazil olmuştur. Ancak ikinci tarzdaki ayetlerin de aslında insanlığın, lisan-ı haliyle sorduğu “nerden geldim, nereye gidiyorum, vazifelerim nelerdir” vb. sorulara lütfen-cevaben inzal buyrulduğu söylenebilir. Dolayısıyla son ilahî vahiy olan Kur’an-ı Kerim; insanların, ya Hz. Peygamber (s.a.s) üzerinden vaki/gerçekte hayatta yaşanmış-sorulmuş ya da hal diliyle doğrudan; ama takdiren (Biz insanların penceresinden bakınca “varsayımsal!” manasında…) bir tarzda uluhiyet makamına yönelttiği soru(n)ların cevabıdır/çözümüdür. Bu münasebetle de Kur'an vahyi, Allah Teala ile kulları arasında gerçekleşen bir diyalogdur. Müslüman alimler, Kur’ân-ı Kerim’in mezkûr anlatım tekniğini (hadi “diyalektik” diyelim. Oleey!..) alıp eserlerinde kulla...